Bir metrekareye 6000 mermi,Her bedende yaklaşık 3000 mermilik yer bulmuştur.Bu topraklarla aranmızda ki bağ da böyle yoğun olmalı ki minnetimiz yer bulsun.
Onurumuz yer bulsun…Çanakkale geçilmez
18 Mart 1915′te Türk ordusu dünyada eşi olmayan bir zafer kazandı. Gelibolu’da yürekleriyle çarpışan Mehmetçiklerimiz bir tarih yazdı, Çanakkale geçilmedi.
Çanakkale’yi Geçemeyenlerden Dinleyin
Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu. Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi; Kesin tavırlarla yükselttiği çamaşırı silâhı sipere attı. Kendine güvenen tavırlarla yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. Karşı taraf ve çevresiyle ilgilenmiyor; herkes donup kalmış Türk askerini seyrediyordu. Şaşkınlıktan kurtulabilen askerler Mehmetçiğe nişan almaya çalışıyorlardı. Türk askeri, hiçbir şeye aldırmadan yaralının yanına geldi. Nazik yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti . Yaralıyı yerden kaldırdı. Yaralının kolunu omzuna koydu. Yavaş ve emin adımlarla yaralıyı bizim tarafa getirdi. Siperimizin üzerine yavaşça bıraktı, geldiği gibi kendi siperine döndü.
İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu!
İngiliz komutanı: “Korkak sıçanlar… cesaret örneği görün… Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz… Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil , dostluk yapmalı… Dostluk.”
Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.
Şimdi okuyacağınız menkıbenin, insanlara çok çekici gelen ve aklınızda kolaylıkla yer eden bir yumuşaklığı ve tatlılığı vardır.
Çanakkale Savaşları’nda, Fransız kuvvetlerine komuta eden General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının bir kısmını, savaş sırasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Biraz evvel doğa çevremizde en nefis güzellikteydi.
Su çiçekleri, leylaklar, Peygamber çiçekleri, papatyalar bir gökkuşağı âlemi oluşturuyorlardı. Şimdi, savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo, kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Anlamadım!.. Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok! İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün!..
Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü, Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!..
Az sonra ikisi de öldüler!!!
Aziz okuyucu, sizlere yüzlerce menkıbeden tarayarak sunduğum bu olayların kahramanları bizim canımız, bizim cevherimizdir. Biz onların torunlarıyız. Övünelim, iftihar edelim, çünkü, o cevherin damarından geliyoruz.
———————————————————————————————————-
Osmanlı topraklarına karşı böyle bir harekat 1904-1911 arasında İngiltere’de planlandı. Ağustos 1914′ den itibaren Çanakkale Boğazı giriş çıkışları kontrol altına alındı. Kasım 1914′te Osmanlı Devleti ile İtilaf devletleri arasında savaş başlayınca plan uygulanmaya başlandı.. Kasım-Aralık 1914′te İngilizler, Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını topa tuttular. 2.Ocak 1915′te İngiliz hükümeti Çanakkale Boğazının ele geçirilmesi kararını aldı. (Deniz Kuvvetleri Bakanı Winston Churchill). 28 Ocak 1915′te Deniz harekatı kararı verildi. 19 Şubat 1915′de Çanakkale savaşları fiilen başladı. Boğazın dış tabyaları tahrip edildi. Bombardımana 12 büyük zırhlı ve diğer gemiler katıldı. Deniz savaşının yeterli olmayacağı anlaşılarak çıkarma kararı verildi. Dış tabyaların 19 Şubat’ta tahribi (Toplam 19 top) sonucu İtalyanlar İtilaf Devletlerine meyletti, Ruslar telaşlandı ve İstanbul’un Yunanlıların eline geçeceğinden korkarak 40.000 kişilik bir yardımcı kuvvet göndermeyi teklif etti; ancak, İngiliz ve Fransızlar boğazları Ruslara vermeyi vaat ettiler. Asıl çıkarmanın 18 Mart’ta olmasına karar verildi. Orta tabyalar sürekli bombardıman edildi, dış tabyalar için karaya asker çıkarıldı. Boğazda mayın arama ve temizleme işi sürekli uygulandı.
18 Mart 1915′te düşmanın Büyük Taarruz’u sabah saat 11.00 de başladı. 18 büyük zırhlı, birçok muhrip ve denizaltı mevcut idi . Toplam 506 topa karşılık savunmada toplam 150 top vardı. Sonuç aynı gün 17:45 te alınmıştı. İki İngiliz, bir Fransız zırhlısı battı. Bir İngiliz, iki Fransız zırhlısı ağır yara aldı, üç gemi karaya oturdu. Kayıplarımız kırkdört şehit, yetmiş yaralı, sekiz top idi.
Neticede, düşman boğazı denizden geçemeyeceğini anlamıştır. Avustralya’dan Kanada’ya kadar sömürgelerden toplanan askerler de savaşa sürülmüştür. Bu gruptan en savaşcı askerler: “Australia and New Zealand Army Corp.”, “ANZAK” lardır.
25 Nisan 1915 Çanakkale Savaşlarının en kanlı muharebeleri başlamıştır. Sabahın erken saatlerinde İngiliz ,Fransız ve ANZAK kara -deniz birlikleri, Seddülbahir ve Arıburnu’na, 70.000 kişi ile 109 harp gemisi, 308 taşıt gemisi desteğinde çıkarma yaptı. Aynı anda Fransız birlikleri Kumkale’ye yanıltıcı küçük bir çıkarma yaptılarsa da tutunamadılar. Arıburnu’na çıkan ve Conkbayırı’na doğru ilerleyen İngiliz birliklerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen karşıladı. Mayıs, Haziran, Temmuz ayları boyunca gögüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. 9 Ağustos ve 20 Ağustos’taki büyük saldırı ve geri püskürtülmeden sonra Çanakkale’yi karadan da geçemeyeceklerini anlayan İngiliz ve Fransızlar Kasım 1915′ten itibaren savaşı sona erdirmeye karar verdiler ve 9 Ocak 1916′da son düşman kuvvetleri de çekildi. Savaş boyunca 300.000 kadar İtilaf Devletlerinden, 250.000 kadar Türk askerinden kayıp oldu.
|
Çanakkale’nin 13 yaşındaki gönüllü bombacısı |
|
|
Genelkurmay Başkanlığı, Türk milletinin kaderini değiştiren kahramanlık destanlarından Çanakkale Savaşlarına ait belge ve fotoğrafları internet sitesinde yayımladı. |
|
|
|
Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde (http://www.tsk.mil.tr) “Çanakkale Muharebesinden Kesitler” bölümünde, Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal’den ”gönüllü bombacı” 13 yaşındaki küçük bir çocuğa, 275 kilogramlık gülleyi tek başına sırtlayarak ”Ocean” zırhlısını delip geçen Seyit Onbaşı’dan, Topçu Onbaşı Müstecip tarafından esir alınan ”Turkuvaz” denizaltısına kadar Çanakkale Savaşlarına ışık tutan 28 fotoğraf var. ”Gönüllü Bombacı” başlıklı fotoğraf altında, ”Henüz 13 yaşında bir küçük delikanlı…” yazısı yer alıyor Cephe emirleri’nden örneklerin de bulunduğu bölümde, Albay Mustafa Kemal’in, Süvari 4′üncü Alay Komutanlığı’na gönderdiği 15 Eylül 1915 tarihli yazı da bulunuyor. Ankara, aa
| ‘Çanakkale Zaferi’nin gerçekleri yabancı kaynaklarca gizleniyor’ | |
| Türk askerinin kahramanlığını bütün dünyaya duyuran ve “Çanakkale geçilmez” dedirten zaferin bugün 92. yıldönümü. Türkiye’nin pek çok yerinde zafer yine görkemli bir şekilde kutlanacak, şehitler anılacak. | |
|
|
| Genelkurmay’ın sitesinde 28 fotoğraf yer alıyor. Arıburnu’nda 19uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Esat Paşa ve diğer komutanlar birlikte görülüyor. |
Türk askerinin kahramanlık hikayeleri okunacak. Yıllardır dilden dile anlatılan zaferin gerçeklerinin İngilizce yazılan yabancı kaynaklarda saklandığı ortaya çıktı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Ahmet Esenkaya, İtilaf kuvvetlerinin, 18 Mart 1915 tarihinde yaşadıkları hazin yenilginin nedenini bazı kaynaklarda ‘gemilerin hurda olmasına’ bağladıklarını söyledi. Esenkaya, Çanakkale’ye saldıran filonun dünyanın en sağlam ve güçlü donanması olmasına rağmen, “Türklerin şahlanışı” karşısında çaresiz kaldığını belirtti. Esenkaya, bunu bir örnekle anlattı: “34 gün içinde toplam 35 bombardıman yapan İtilaf kuvvetleri Çanakkale Boğazı’nı geçeceğinden o kadar emindi ki bu nedenle filo komutanı “1 ay içinde İstanbul’da olacakları müjdesi”ni Londra’ya ulaştırdı. Her şeyleriyle bir bütün içinde bombardıman yaptıkları halde, Çanakkale kent merkezinin 13 kilometre güneyindeki Soğanlıdere-Dardanos hattına bile yaklaşamadılar.”
Yabancı kaynaklarda Anafartalar kahramanı Atatürk ile ilgili yer alan ortak görüşün, “O, küçük rütbeli kaderin insanı orada olduğu için tüm planlarımız altüst oldu.” şeklinde yer aldığını belirten Esenkaya, Gelibolu’daki zaferin tek tanımının Türk askerinin kahramanlığı olduğunu dile getirdi.
Filoya son katılan Queen Elizabeth gemisindeki topların namlu çapının 38,5 santimetre olduğunu, bu toplardan atılan bir merminin 1 günde modern 2 iş makinesinin açabileceği genişlikte çukur oluşturduğunu dile getiren Esenkaya, yabancı kaynaklarda zaferin gizlendiği tezini şu sözlerle destekledi: “Gelibolu Yarımadası’ndaki kara çıkarması da çok iyi hesaplanıp, Arıburnu yarlarına yapıldı. Bu birliklerin bütün planları, Mustafa Kemal Atatürk ile 236 rakımlı tepede karşılaştıklarında altüst oldu. Buradaki başarısızlıklarının, Arıburnu Körfezi’ndeki şamandıraların kuzeye kayması sonucu ortaya çıktığını savundular. Bu tezleri kabul görmeyince bu kez de büyük bir akıntıya kapıldıklarını ileri sürdüler. Ancak saat 10.35′te Anzak birlikleri zirveye yakın bir tepeye ulaştı. Madem bu kadar aksaklıklar yaşandı, çaresiz kaldılar, peki bu askerlerin karaya çıkıp söz konusu bölgeye ulaşması nasıl izah edilebilir?” Çanakkale, aa
Albay Mustafa Kemal Çanakkale’yi anlatıyor
![]() |
“Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperlerin hiç biri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkincidekiler onların üzerine gidiyor. Fakat ne kadar şâyân-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim Cennet’e girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şâyân-ı hayret ve tebrik edilecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, işte bize Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.” (Prof. Azmi Süslü, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c.7, s 306 Aktaran: Mustafa Turan, age: s:56
KOCA SEYİD
![]() |
Koca Seyid, 1909 yılında, 20 yaşında askere
alındı.
Balkan savaşlarına katıldı.
Cihan Harbi patlayınca terhis edilmedi.
Topçu eri olarak Çanakkale’ye gönderildi.İri yarı, çok güçlü olan Koca Seyid, burada Rumeli yakasındaki Kilitbahir’in 28’lik Rumeli Bataryası’nda topçu eri olarak vazifeliydi. 18 Mart günü, bulunduğu bataryaya İngiliz gemisinden atılan büyük bir bombayla birliğimiz toptan imha oldu. İçlerinden yalnızca Seyid Onbaşı ile Niğdeli Ali kurtulmuştu. Bir de Yüzbaşı Hilmi. Rumeli Mecidiye Tabyası’nda tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey, etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyid ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı. “Lâ havle velâ kuvvete illa billah!” (Allah’tan başka kimsede havl ve kuvvet yoktur!) duası Seyid’in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini sırtlaması bir oldu. Demir basamakları ağır ağır tırmandı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyid’in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini değiştiren olayı gerçekleştirmiş ve “Ocean” isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır. Akşama doğru Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, Seyid’in bataryasına geldi ve bu isimsiz kahramanı kutladı. Cevat Paşa, resminin çekilmesini istedi. Seyid ne kadar zorlandıysa da o mermiyi sırtlayamadı. Bunun üzerine tahtadan bir mermi yapıldı. Koca Seyid o mermiyi sırtına alarak fotoğrafçının karşısına geçti.
***
KOCA SEYİD’E NE OLDU?
Pek çok isimsiz kahraman gibi Koca Seyid de vefasızlıklar girdabına sürüklendi. Köyüne döndü. Hamallıkla geçinmeye çalıştı. Bu sıralarda üşüttü ve vereme yakalandı. Adı tarihe altın harflerle geçen kahraman, fakirlik içinde yakalandığı veremden kurtulamayarak sessiz sedasız dünya misafirhanesine veda etti.
Kızı Ayşe Yıkar, “Gençliğimizde hep aç ve sefil bir hayat yaşadık. Annem de zaten aç ve perişan bir hayattan dolayı hastalıktan öldü. Ondan geriye bir şey kalmadı. Zaten bir şeyi yoktu ki.” diyordu. (Bkz: Çanakkale’nin Ruh Portresi, İbrahim Refik, Albatros Yay. 0212 519 39 33)
***
Seyid, (Seyit Çabuk) 1889 yılında Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelmişti. Yoksul, topraksız bir köylünün çocuğuydu. Ve 1939’da öyle de öldü.
Kategorisi: İlahi












SLM
allah bu millete tekrar bir istiklal marşı daha yazdırmasın çünkü kalemle değil kanla yazılmıştır….
Bu siteyi kuran ve kuruluşunda emeği geçen herkese teşekkür ediyor.Vesaygı ve sevgiyle kucaklıyorum,bu filmleri izledikçe yüreğim burkuluyor.çok duygulanıyorum.Çünkü kahraman türk askerleri ve kahraman türk komutanları canı pahasına kan döksede çanakkaleyi düşmanlara yedirmedi,bununiçin çok gururluyum yaşasın türk ordusu yaşasın türk milleti
Çanakkale de olmak isterdim o destanda bir mürekkep parcası olmak
biz bu vatan için binlerce şehit verdik bileğimizin hakkı gücüyle kazandık ama şimdi günümüze bakıyorumda herşeyi unutmuş gibiyiz.BİR GÜN GELECEK OŞEHİTLERİMİZİN HAKKINI NASIL ÖDEYECEĞİZ ONLARI KARŞISINA NASIL CIKACAĞIZ.ONLAR BU VATANI BİZE EMANET BIRAKTILAR.BİZİM YAPIMIZDA VAR ZATEN EMANETE İHANET ETMEMEK.ALLAHTAN DİLEĞİMİZ YATTIĞI YER NUR OLSUN HEPSİNİN İNŞALLAH ONLARIN EMANETİNE İHANET ETMİYECEĞİZ.MESELA BEN YILLARDIR GURBETTEYİM VATANIMIN ÖZLEMİNİ ÖYLE CEKİYORUMKİ.BUNU NE KELİMELER ANLATIR NEDE CÜMLELER.HERKES O BÜYÜK ATALARIMIZIN BİZE BIRAKTIĞI CENNET VATABIMIZIN KIYMETİNİ BİLSİN VATANIMIZA SAHİP CIKSIN.BİZ ATALARIMIZIN TORUNLARIYIZ ONLAR BU VATANI BİZE BIRAKTI BİZDE GEREKİRSE KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR SAVAŞIP BU CENNET VATANIMIZI BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE EMANET EDECEĞİZ.
o aziz kahraman sehitlerimizi rahmetle aniyorkabirleri basinda saygiyla aniyoruzher her vatan evladi eyer birgun vatanina ihanetlik dusunurse once canakkale sehitliyini bir ziyaret etsin
ayyyyy çok uzun daha kısası yokmuydu ama çok güzel ve duygulandırıcı
ödevden 100 aldım ssayesinde
çoook güzel bir şarkı